
"Napoli - Pompeii" Turu
4-5-6-7 Haziran, 2026
Napoli, Vezüv’ün gölgesinde yüzyılların hafızasını taşıyan, denizin tuzuyla yoğrulmuş bir kalp gibidir; Antik Yunan’dan Roma’ya, krallıklardan devrimlere uzanan tarihi dar sokaklarında hâlâ fısıldar. Akdeniz’in mavisiyle kucaklaşan coğrafyası, bir yanda yanardağın tehditi bir yanda yaşam sevincinin inadıyla şekillenir. Burada yemek sadece karın doyurmaz; odun ateşinde kabaran pizzada, yavaşça pişen ragùda halkın sabrı ve tutkusu vardır. Futbol, özellikle Napoli forması, bir spor değil, ortak bir kaderdir; Maradona’nın hayaleti tribünlerde hâlâ alkışlanır. Müzik ise sokaklardan yükselen bir itiraftır: hüzünle neşenin aynı anda söylenebildiği şarkılar, Napoli’nin kalbinin ritmini tutar.
Pompeii, Vezüv’ün küllerinde donmuş bir zaman kapsülü gibi, taş sokakları, tekerlek izleri ve ayakta kalmış sütunlarıyla geçmişi çıplak gözle okunur kılar. Arkeolojik görselliği, fresklerin hâlâ canlı renklerinde, villaların atriumlarına düşen hayali ışıkta ve beden boşluklarından alınmış alçı kalıplarda insanın son nefesini gözle görünür hâle getirir. Coğrafya burada hem ressam hem cellattır; bereketli topraklar üzerine kurulan şehir, aynı dağın öfkesiyle mühürlenmiştir.
Tur Detayları
"Napoli - Pompeii" turumuzda, Hakan Gürger rehberliğinde, Güney İtalya'nın eşsiz bir bölgesini karış karış keşfe çıkıyoruz..
4 Haziran Perşembe: Akdeniz’in Ritmi - Tarihi Merkezde Hayatın İçinden Bir Yürüyüş
Napoli’ye ilk adımı attığımız anda, bunun klasik bir Avrupa şehri olmadığını anlarız. Burada hayat sokaktadır; yüksek sesle konuşulur, jestler büyüktür, renkler cesurdur. İlk günümüzü, Napoli’nin Akdenizli ruhunun en yoğun hissedildiği tarihi merkezde, tamamen yürüyerek geçiriyoruz. Piazza del Gesù Nuovo’dan başlayan yürüyüşte, kilisenin gizemli taş cephesi ile meydandaki gündelik hareketlilik yan yana durur; kutsal olanla sıradan olan Napoli’de hep iç içedir. Karşısındaki Santa Chiara Manastırı, majolika kaplı avlusuyla Akdeniz ışığını seramiklerde kırar; mavi ve sarı tonlar, güneyin sıcaklığını yansıtır.
Spaccanapoli boyunca ilerlerken şehir durmaksızın akar. Dar sokaklar, balkonlardan sarkan çamaşırlar, küçük fırınlardan yükselen kokular ve sokak satıcılarının sesleri, Napoli’nin yaşayan bir organizma olduğunu hissettirir. San Domenico Maggiore çevresinde meydan açılır, perspektif derinleşir; birkaç adım ötede Cappella Sansevero’nun iç mekânında ise ışık ve mermer, neredeyse teatral bir etki yaratır. Buradaki sanat, soğuk ve mesafeli değil; tutkulu ve doğrudandır.
Yürüyüşümüz Napoli Katedrali (Duomo di San Gennaro)’ye ulaştığında, katedral yalnızca bir ibadet mekânı değil, Akdeniz insanının inançla kurduğu duygusal bağın ifadesidir. Günün ilerleyen saatlerinde San Gregorio Armeno’da, presepio atölyeleri arasında dolaşırken Napoli’nin mizahını, yaratıcılığını ve gündelik hayata olan bağlılığını görürüz. İlk gün, müze sessizliğinden çok sokak sesiyle, yeraltı karanlığından çok güneşle tamamlanır.
5 Haziran Cuma: Akdeniz Sahnesi: Meydanlar, Saraylar ve Denizle Birlikte Yürümek
İkinci gün, Napoli’nin büyük sahnesine çıkıyoruz. Sabah saatlerinde Museo Archeologico Nazionale’de başlayan gün, şehrin antik Akdeniz dünyasıyla olan bağını ortaya koyar. Pompeii ve Herculaneum’dan gelen freskler ve mozaikler, bu coğrafyada estetiğin binlerce yıldır gündelik hayatın parçası olduğunu gösterir. Müze ziyaretinin ardından, kısa bir ulaşım ile sahil bölgesine geçeriz; Napoli’de denize inmek, şehrin temposunu tamamen değiştirir.
Yürüyüşümüz Piazza del Plebiscito’da başlar. Geniş meydan, Akdeniz şehirlerine özgü bir açıklık ve ferahlık hissi yaratır. San Francesco di Paola Bazilikası ve Kraliyet Sarayı, Napoli’nin yalnızca kaotik değil, aynı zamanda düzenli ve görkemli bir yüzü olduğunu da kanıtlar. Sarayın iç mekânları, büyük pencereleri ve yüksek tavanlarıyla ışığı içeri alır; Napoli’de mimari bile güneşe göre şekillenmiştir.
Teatro di San Carlo ve Galleria Umberto I, 19. yüzyıl Napoli’sinin Akdeniz zarafetini yansıtır. Cam kubbenin altındaki hareket, şehrin dinamizmini mekânın içine taşır. Castel Nuovo’dan sonra sahile ulaştığımızda, yürüyüş tamamen denizle birlikte akar. Lungomare boyunca ilerlerken Vezüv manzarası, Napoli’nin dramatik ama vazgeçilmez fonudur. Castel dell’Ovo, denizin içinde yükselirken, şehirle su arasındaki kopmaz bağı simgeler. Burada Napoli daha yavaş ama daha derin nefes alır.
6 Haziran Cumartesi: Napoli’den Pompeii’ye - Akdeniz’de Donmuş Bir Gün
Napoli’den sabah saatlerinde trene bindiğimizde, şehir henüz tam anlamıyla uyanmıştır. Garibaldi İstasyonu’ndan kalkan bölgesel trenle yapılan yolculuk, kısa ama anlamlıdır; Akdeniz ışığı pencerelerden içeri sızarken, modern Napoli yavaş yavaş geride kalır. Yaklaşık kırk dakikalık bu yolculuk, bizi yalnızca mekânsal olarak değil, zamansal olarak da geriye taşır. Pompeii Scavi durağında trenden indiğimiz anda, Vezüv’ün sessiz ama baskın varlığı hissedilir. Burada Akdeniz hâlâ güneşlidir, ama tempo tamamen değişmiştir.
Pompeii Antik Kenti’ne girişte, ilk bakışta çarpan şey sessizliktir. Napoli’nin gürültülü, hareketli dünyasından sonra bu sessizlik neredeyse çarpıcıdır. Yürüyüşümüze Porta Marina’dan girerek başlarız; antik taş yol, binlerce yıl önce olduğu gibi hâlâ bizi şehrin içine davet eder. Geniş caddeler, kaldırım taşları ve su kanalları, Roma döneminde gündelik hayatın ne kadar düzenli ve Akdeniz iklimine uyumlu kurulduğunu gösterir. Burada şehir, güneşe göre planlanmıştır; gölgeler, avlular ve açık alanlar bu anlayışın izlerini taşır.
Yürüyüş ilerledikçe Pompeii bir açık hava dekoru olmaktan çıkar, gerçek bir kent hâline gelir. Forum, şehrin kalbidir; tapınaklar, kamu binaları ve açık alanlar bir araya gelerek Roma dünyasının sosyal düzenini gözler önüne serer. Apollon Tapınağı ve Jüpiter Tapınağı, Akdeniz inanç dünyasının mimari karşılıkları gibidir. Forum’dan bakıldığında Vezüv’ün kadrajda belirmesi, Pompeii’nin kaderini sessizce hatırlatır; burada manzara bile tarihin parçasıdır.
Dar sokaklara yöneldiğimizde, Pompeii’nin asıl gücü ortaya çıkar. Roma evleri (domus), iç avluları, sütunları ve freskleriyle Akdeniz yaşam kültürünü neredeyse dokunulabilir hâle getirir. Faun Evi, Vettii Evi gibi zengin konutlar, estetiğin ve gündelik hayatın nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Duvarlardaki freskler, renklerini hâlâ korur; kırmızılar, sarılar ve maviler, güney ışığıyla yeniden canlanır. Bu evlerde hayat bir anda durmuştur ama mekânlar hâlâ nefes alır gibidir.
Yürüyüşümüz antik dükkânlar, fırınlar ve meyhaneler arasında devam eder. Taş tezgâhlar, duvar yazıları ve yönlendirme işaretleri, Pompeii’nin yalnızca aristokratlara değil, sıradan Akdeniz insanına ait bir şehir olduğunu hatırlatır. Büyük Tiyatro ve Küçük Tiyatro, sanatın ve kamusal eğlencenin Roma dünyasındaki yerini ortaya koyar. Oturma sıralarından bakıldığında, Akdeniz gökyüzü hâlâ aynı açıklıkla üzerimizdedir.
Günün son bölümünde amfitiyatro ve çevresine ulaşırız. Gladyatör dövüşlerine ev sahipliği yapan bu yapı, Roma toplumunun sert ama ritüelleşmiş yüzünü gösterir. Buradan Pompeii’ye son bir bakış attığımızda, şehir artık bir harabe değil; tamamlanmamış bir hikâye gibi görünür. Akşamüstü saatlerinde tekrar trene bindiğimizde, Pompeii geride kalır ama bıraktığı etki uzun süre bizimle gelir.
Napoli’ye dönüşte şehir yeniden seslenmeye başlar. Gürültü, hareket ve hayat kaldığı yerden devam eder. Pompeii ise, Akdeniz güneşi altında, zamanın durduğu yerde kalır. Bu tek günlük yolculuk, Napoli’nin neden bu kadar canlı, Pompeii’nin ise neden bu kadar etkileyici olduğunu birlikte anlatır.
7 Haziran Pazar: Tepeden Sahile - Manzara, Mahalle ve Güneyin Enerjisi
Son günümüzde Napoli’yi yukarıdan görerek başlarız. Fünikülerle Vomero Tepesi’ne çıkış, şehrin dikey yapısını ve hareketli coğrafyasını kısa sürede hissettirir. Castel Sant’Elmo, Napoli’nin panoramik zirvesidir; liman, tarihi merkez, sahil ve Vezüv tek bir kadrajda birleşir. Bu manzara, Napoli’nin neden bu kadar güçlü bir Akdeniz karakterine sahip olduğunu açıkça gösterir.
Yanındaki Certosa di San Martino, Barok sanatın detaycılığını güney ışığıyla buluşturur. Avlular, teraslar ve manzaraya açılan pencereler, estetik kadar huzur da sunar. Vomero’nun daha düzenli sokaklarında yapılan kısa yürüyüşün ardından, tekrar aşağı ineriz; çünkü Napoli yukarıdan izlenir ama aşağıda yaşanır.
Günün ikinci bölümünde Quartieri Spagnoli, şehrin enerjisini en saf hâliyle sunar. Dar sokaklar, yüksek sesli sohbetler, Maradona’ya adanmış duvar resimleri ve küçük mahalle kiliseleri, Napoli’nin Akdenizli karakterini hiçbir filtre olmadan sergiler. Burada şehir durmaz; yaşar, bağırır, güler. Yürüyüşümüzü Chiaia yönünde, daha ferah sokaklarda tamamladığımızda, Napoli artık yalnızca gezilmiş değil, hissedilmiş bir şehirdir.
Fiyat
Kişi başı yetişkin: 36,000 TL
23 yaş ve altı öğrenci: 27,000 TL
11 yaş ve altı çocuklar: Ücretsiz
(15 Şubat'a kadar yapılan erken kayıtlarda %10 indirim imkanı)
Fiyata Dahil Olan Hizmetler
Hakan Gürger tarafından, belirtilen programdaki rehberlik hizmeti
Zorunlu yerel rehber
Tüm müze girişleri
Günübirlik Pompeii turu için Napoli - Pompeii - Napoli tren biletleri
Yürüyüş turları sırasında kullanabileceğimiz metro, füniküler biletleri
Ses ve dinleme sistemi
Yurtdışı seyahat sigortası
KDV
Fiyata Dahil Olmayan Hizmetler
Napoli'ye ulaşım
Konaklama
Yemekler
Kişisel harcamalar
Notlar
Turumuz için 4-7 Haziran 2026 tarihleri arasında her sabah Napoli'nin merkezi bir noktasında buluşuyor ve yürüyüş turları yapıyoruz..
Göreceğimiz yerlerin bir kısmını dışarıdan, bir kısmını da içeri girerek ziyaret edeceğiz..
Napoli'den Pompeii'ye günübirlik trenle gideceğiz ve geri Napoli'ye yine trenle döneceğiz..
Öğle yemekleri için yaklaşık bir, birbuçuk saat serbest zaman verilecektir.. Ayrıca en az bir kere kısa bir kahve/dinlenme molası verilecektir..
Her yemek ve kahve molası öncesinde, yakın çevredeki restoranlar ve kafeler ve sundukları menüler hakkında, Hakan Gürger detaylı bilgi verecektir..
Bu geziye katılabilmeleri için, misafirlerimizin Schengen vizesi sahibi olmaları gerekmektedir..
Katılımcı sayısı en fazla 50'dır.. Bu sayı +2, 3 olabilir.. Öngörülen katılımcı sayısı 15-25 kişidir ancak kesin kişi sayısını tahmin etmek mümkün değildir..
Minimum katılımcı sayısı yoktur, turumuz kesin kalkışlıdır..
Dezenfekte edilmiş ses sistemi ve kulaklık verilecektir.. Dilerseniz, ince uçlu kendi kulaklığınızı da kullanabilirsiniz..
Mevsim koşullarına göre ayakkabı ve kıyafet seçmekte fayda vardır..
Bu turda her yerde fotoğraf çekilebilir..
Çocuklu aileler bu tura rahatlıkla çocuklarıyla katılabilirler.. 11 yaş ve altındaki çocuklar ücretsizdir..
Turumuzun genel güzergahı düz ayak yürüyüş şeklinde olsa da, bazı kısımlarda, merdiven çıkışları ve yokuş yukarı yürüyüşler bulunmaktadır..
Rezervasyon yapmak için lütfen Hakan Gürger'i arayınız veya mesaj gönderiniz: 0532 215 4496
Ödemeyi banka havale veya EFT yoluyla yapabilirsiniz.. E-fatura, tur sonrasında email adresinize gönderilir..
Öngörülemeyen, olağanüstü ve mücbir sebeplerden dolayı tur iptal edilebilir, böyle bir durumda tur ücretinin tamamı iade edilir..
Banka Bilgisi:
IBAN: TR58 0006 2000 2340 0006 2981 72
Alıcı İsmi: Gurger Turizm ve Organizasyon Ltd. Şti.
Not: EFT'lerde alıcı isminin bu şekilde yazılması gereklidir.
Turlarımıza gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederiz.. :)
Napoli'ye Ulaşım ve Konaklama
Türk Hava Yolları'nın İstanbul Havalimanı'ndan Napoli Capodichino Havalimanı'na gerçekleştirdiği direk uçuşlar bulunmaktadır..
Napoli Capodichino Havalimanı, şehir merkezine yaklaşık 7 km mesafededir..
Şehirde çok çeşitli konaklama imkanları mevcuttur.. Merkezi bir hotel tercih edilmesi tavsiye edilir.. Aşağıdaki hoteller önerilebilir:
Grand Hotel Vesuvio, Palazzo Alabardieri, Hotel Piazza Bellini, Santa Chiara Boutique Hotel
























